<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	>

<channel>
	<title>Bayanlar Derneği</title>
	<atom:link href="http://www.bayanlardernegi.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.bayanlardernegi.com</link>
	<description>Bir başka WordPress blogu.</description>
	<pubDate>Fri, 19 Mar 2010 15:55:14 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.7</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Sevgi Günü</title>
		<link>http://www.bayanlardernegi.com/sevgi-gunu.html</link>
		<comments>http://www.bayanlardernegi.com/sevgi-gunu.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 19 Mar 2010 15:55:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Bayan Haberleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanlardernegi.com/?p=39</guid>
		<description><![CDATA[
Yarın sabah uyandığınızda bir ayrıcalık tanıyın kendinize&#8230; Cesur bir adım atın&#8230; Onu &#8220;sevgi günü&#8221; ilan edin!
Size sunulmuş en büyük hediyeyle başladınız güne. Nefes alıyorsunuz. Şimdi kendi hayatınızı kendiniz yaşamayı seçmek üzere karar alın. Sadece bir gün. Başkalarının yorumları doğrultusunda yaşamayın. Onlar karar vermesin sizin adınıza. Seçimlerinizi yapın olabildiğince bağımsız. Ve gününüzden keyif almaya bakın.
Bir aynanın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://img181.imageshack.us/img181/1627/sevgililergunu1.jpg" alt="sevgi günü" /></p>
<p>Yarın sabah uyandığınızda bir ayrıcalık tanıyın kendinize&#8230; Cesur bir adım atın&#8230; Onu &#8220;sevgi günü&#8221; ilan edin!</p>
<p>Size sunulmuş en büyük hediyeyle başladınız güne. Nefes alıyorsunuz. Şimdi kendi hayatınızı kendiniz yaşamayı seçmek üzere karar alın. Sadece bir gün. Başkalarının yorumları doğrultusunda yaşamayın. Onlar karar vermesin sizin adınıza. Seçimlerinizi yapın olabildiğince bağımsız. Ve gününüzden keyif almaya bakın.</p>
<p>Bir aynanın karşısına geçin hemen. Durun! Bütün dünyayı durdurarak dikkatle bakın kendinize. Sanki daha önce hiç görmediğiniz, tanımadığınız birine bakar gibi&#8230; İnceleyin bu ilk defa gördüğünüz yabancıyı iyice.., Onun nasıl muhteşem göründüğünü fark edin. Sonra, yavaş yavaş gevşetin bedeninizi ve gözlerinizi kapatın. Bırakın ruhunuz genişleyebildiği kadar genişlesin. </p>
<p>Korkmayın! Uzun, derin nefesler alarak birkaç dakika sessiz, öylece bekleyin. Şimdi açın gözlerinizi&#8230; Huzur içinde rahatlamanın tadını çıkararak tekrar bakın aynada gördüğünüz kişiye. Gülümseyerek ve önünde hafifçe eğilerek selamlayın kendinizi. Var oluşunuza şükran duygularınızı hissettiğinizde elinizi yüreğinizin üzerine koyun. Bakmaya devam edin aynada gördüğünüz kişiye&#8230; Usulca fısıldayın kulağına &#8220;Kendimizi sevme günü kutlu olsun!&#8221; diye.</p>
<p>Bugün endişeden, öfkeden, negatif düşüncelerden uzaklasın Yüreğinizi hafifletin olabildiğince, kuşlar gibi özgürlesin geçmişinizden. Doyasıya tadını çıkarın sevgi gününün. Gülümseyin kendinize ve hayata&#8230; Bir ada olun. Sizin gibi insanlarla çevrili otsun adanız. Sevgi yumağı oluşturun yüreklerinizde, ipek ipliklerle bağlı birbirine.</p>
<p>Güzel ve olumlu sözler söyleyin kendinize bugün, kutsayın gününüzü. Kötü sözleri duymamazlıktan gelin, olumsuz davranışları görmeyin bugün, sizi incitenlere tepki vermeyin. Ne ölüyor, ya da olmuyorsa umursamayın. Sadece affetmeyi, hoşgörülü olmayı, sabırlı olmayı deneyin. Bedeniniz, ruhunuz ve zihninizle olanı kabul edip süreçten keyif almayı bir de&#8230; Mavi atlas yorganın üzerinde kayar gibi bırakın hayatın içine kendinizi bugün.</p>
<p>Başarısızlıkları önemsemeyin bu defa. Nedir ki başarı? Kime göre, neye göre&#8230; Yargılamayın, suçlamayın, eleştirmeyin. Bugünlük öfkeyi, kızgınlığı, pişmanlığı çıkarın atın sözlüğünüzden. Hiç kimsenin ve hiçbir şeyin sizi rahatsız etmeyeceğini düşünerek çıkın yola. Boş bir bohça gibi yayılın hayatın üzerine bugün.</p>
<p>Bütün muhteşemliğiyle bizi kuşatan doğayı izleyin. Güneşin sıcaklığını hissedin teninizin her zerresinde. Kuş seslerini duymak için. yürüyün sokaklarda başıboş. Bugünlük trafiğe, kalabalığa, gürültüye boşverin. Bebek koklayın mesela karşınıza çıktıysa. Kedilerin o bildik bildik bakışlarıyla göz göze gelip sevgiyle gülümseyin onlara. Bir bahçenin yakınındaysanız uzanıp dokunun bir gülün kadifemsi yaprağına. Anlamaz demeyin, dikeninden korkmadan sevin gülü bir kez. Bu arada ıslık çalmayı unutmayın. Her an gördüğünüz her şeyin tadını keşfetmeye çalışın bugün.</p>
<p>Şaşırtın insanları. Soru işaretleri kalsın zihinlerinde sizinle ilgili&#8230; Arkanızdan endişeyle bakıp, merak etsinler ne olduğunu&#8230; Gülün geçin hepsine. Soranlara &#8220;Mazaretim var. Bugün Sevgi Günündeyim&#8221; deyin.</p>
<p>Sevgi paylaşıldıkça artar. Sen olmasan, ben olmasam, o olmasa bu dünya aym yer olmazdı. Hep bir şeyler eksik kalırdı. Bunu unutma. Kucaklayarak kutluyorum SEVGİ GÜNÜ&#8217;nü..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanlardernegi.com/sevgi-gunu.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>İndigo Çocuklar</title>
		<link>http://www.bayanlardernegi.com/indigo-cocuklar.html</link>
		<comments>http://www.bayanlardernegi.com/indigo-cocuklar.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 18 Mar 2010 17:50:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Anne Çocuk]]></category>

		<category><![CDATA[indigo çocuklar albümü]]></category>

		<category><![CDATA[indigo çocuklar mp3]]></category>

		<category><![CDATA[indigo çocuklar müzikleri]]></category>

		<category><![CDATA[indigo çocuklar şarkıları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanlardernegi.com/?p=37</guid>
		<description><![CDATA[
Metafiziğe ilgi duyanlarınız mutlaka Lee Carroll&#8217;un &#8221; Kryon &#8221; serisini okumuş ya da işitm iştir, Eğer metafizik inanç sistemi hakkında hiçbir bilginiz yoksa size çok basit haliyle şu bilgiyi aktarabilirim; Kryon perdenin öte yanı ve dünya insanlarını neyin beklediği hakkında sürekli yinelenen &#8220;Sevgi&#8221; temasıyla mesajlar veren ve insandaki doğal güç kaynaklarının doğru kullanılarak, dünya bilincinin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://img265.imageshack.us/img265/4467/indigo.jpg" alt="indigo çocukları" /></p>
<p>Metafiziğe ilgi duyanlarınız mutlaka Lee Carroll&#8217;un &#8221; Kryon &#8221; serisini okumuş ya da işitm iştir, Eğer metafizik inanç sistemi hakkında hiçbir bilginiz yoksa size çok basit haliyle şu bilgiyi aktarabilirim; Kryon perdenin öte yanı ve dünya insanlarını neyin beklediği hakkında sürekli yinelenen &#8220;Sevgi&#8221; temasıyla mesajlar veren ve insandaki doğal güç kaynaklarının doğru kullanılarak, dünya bilincinin yükseltilmesini amaçlayan bir dizi pratik bilgi ve eğitimleri sunan bir rehberlik dizisidir.</p>
<p>işte bu dizinin IV Kitabında 2000 li yıllarda dünyaya gelmeye başlayan mavi auralı yani indigo Çocuklardan bahsedilir, indigo çocuk tanımı bir dizi yeni ve olağandışı psikolojik nitelik sergileyen ve genelde daha önce belgelenmemiş davranış biçimleri gösteren çocuklar olarak sunulmaktadır. Bu çocukların dünyayı sevgi yoluna döndürecek rehberler olacağından ancak var olan sistemi değiştirmeye yönelik yıkıcı bir enerjiyle dünyaya geleceklerinden söz edilir.<br />
Böylesine güçlü bir enerjiyle dünyaya gelen bu çocukların sahip oldukları ortak özellikler, onların diğer çocuklardan oldukça farklı davranışlar göstermesine neden olur. indigo çocuklar dünyaya bir asalet duygusuyla gelirler, sahip oldukları misyonun farkındadırlar ve ona göre davranırlar, kendi değerlerini çok iyi bilir ve bildirirler.</p>
<p>Detaylı açıklamalar beklerler, alternatif sunmayan, dayatmacı otorite karşısında zorlanırlar, yaratıcı düşünce gerektirmeyen sistemlerde düş kırıklığı yaşarlar. Okulda veya evde işleri yapmanın daha iyi yollarını görebilirler ve bu da onların sistemi yıkmaya çalışan, ortama uyum sağlayamayan çocuklar olarak algılanmalarına neden olur. Kendi benzerleriyle olmadıkları durumlarda anti-sosyal görünürler, içlerine kapanır ve hiç kimsenin onları anlamadığı hissine kapılırlar. Tembel, yaramaz, uyumsuz, öfkeli oldukları gerekçesiyle suçluluk duygusu verilerek disipline sokulmaya karşılık vermezler.<br />
Bahsi geçen bu özelliklen gösteren çocukların bir çoğu için, psikolojik sorunları olduğu gerekçesiyle bir uzmana başvurulduğunda çoğunlukla konulan tanı Dikkat Eksikliğ ve Hiperaktivite Sendromu&#8221; dur. </p>
<p>Kuşkusuz kimyasal va genetik nedenlerden ölürü ortaya çıkmış birçok DEHS vakasına doğru tanı konmuştur, ancak bilim genelde çocuğun ruhsal alemlerdeki meşguliyetini terapik açıdan önemli kabul etmediğinden yanlış anlaşılan vakalarla oldukça sık karşılaşmaktayız. Hiperaktif görünen indıgo çocuklarla yapılan çalışmalarda ruhsal alemlere odaklanan düşünce kalıplarını bilgece bir ifade ile aktardıkları görülmüştür.<br />
Bir Indigo çocuğun anne-babası oimak onların dünyaya getirdiği % 100 yeni enerjiye adapte olabilmek için geleneksel anne-babalık davranışlarını değiştirmeyi gerektirir.</p>
<p>Siz de sık sık &#8220;çocuğum büyümüşte küçülmüş gibi. hiçbir sözümü dinletemiyorum, her şeye bir cevabı var. hırçın, ders çalışmıyor, topluluk içinde antiSOSyal davranıyor&#8221;</p>
<p>diye yakınan ve bu davranışlarla baş etmek için ne yapacağını şaşırmış anne-babalardansanız bir indigo çocuğa sahip olma ihtimaliniz üzerinde durmalısınız. Bu durumda çocuğunuzun davranışlarıyla ilgili görüşlerinizi ve beklentilerinizi değiştirerek, çocuk yetiştirmeye dingin ve yeni bir bakış açısından yaklaşmaya başlamanız gerekmektedir.</p>
<p>Yeni bakış açınızla indigo çocuğunuzu disipline etmek için unutmamanız gereken en önemli konu, çocuğunuzun yüksek bir duyarlığa sahip olduğunu bilerek onun fikirlerine saygı göstermek olmalıdır Ona emirler vermekten kaçınmalı, her ne yaparsanız yapın çocuğunuzu işin içine katmalı ve onu bilgilendirmelisiniz. Basit açıklamalarla potansiyel yanlış anlamaları önlemeli, tepkisel davranmamalı, kaba sözler kullanmamalı ve sevginizi açıkça göstermelisiniz.</p>
<p>Unutmamalısınız ki; çocuğunuz yeni enerjisiyle bu dünyaya gelirken sizleri annebabası olarak seçmiştir, yani ruh düzeyinde sizlerle bîr anlaşma yapmıştır, indigo çocuğa anne-babalık yapmak gibi zor bir misyonu üstlendiğiniz için kendinizi talihsiz görmemelisiniz, tam tersine; sizde var olan başarma potansiyelinden dolayı bir indigo çocuğun anne-babası olmayı hak ettiğiniz için gurur duymalısınız.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanlardernegi.com/indigo-cocuklar.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Türk Kadını ve Transandantal Meditasyon</title>
		<link>http://www.bayanlardernegi.com/turk-kadini-ve-transandantal-meditasyon.html</link>
		<comments>http://www.bayanlardernegi.com/turk-kadini-ve-transandantal-meditasyon.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Mar 2010 22:44:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Bayan Haberleri]]></category>

		<category><![CDATA[Transandantal Meditasyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanlardernegi.com/?p=35</guid>
		<description><![CDATA[
Anadolu adım tabyan bir toprak üstünde yaşıyoruz. Bu Mm bir rastlantı mı? Tabi ki değil. Türk kadınında kutsal annelik nitelikleri öyle güçlüdür ve bu özelliği tarih İçinde pek çok olayla o kadar çok kanıtlanmıştır ki adı analarla dolu anlamına gelen bir yerde yaşiyor olmamız bir rastlantı olamaz. Türk kadını çok akıllı, çok güçlü, çok çalışkan, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://img502.imageshack.us/img502/4915/transandantalmeditasyon.jpg" alt="" /></p>
<p>Anadolu adım tabyan bir toprak üstünde yaşıyoruz. Bu Mm bir rastlantı mı? Tabi ki değil. Türk kadınında kutsal annelik nitelikleri öyle güçlüdür ve bu özelliği tarih İçinde pek çok olayla o kadar çok kanıtlanmıştır ki adı analarla dolu anlamına gelen bir yerde yaşiyor olmamız bir rastlantı olamaz. Türk kadını çok akıllı, çok güçlü, çok çalışkan, çok beceriklidir, bencil değildir, eşinin, çocuklarinin, tüm ailesinin iyiliğini daima kendi iyiliğinin önünde tutar. Günümüzde bir işte çalışan veya çalışmayan bütün kadınlarımız da kendi annelerinde, büyükannelerinde gördükleri bu değerleri sürdürmeye çalislyor. Evinde ve bazan bunun yanı sıra dışarıda bir işte çalışan kadınlarımız ailesi için en iyi olanı yapmak için çok 1azJa çalısiyor, Bu nedenle de Türk kadını çok yorgun, sağlığı çok bozuk.</p>
<p>Kadınların dınlenik, sağlıklı, mutlu ve huzurlu olması tüm toplum için çok çok önemli çünkü onlar toplumun temel direği. Kadınlar streslerinden kurtulup neşe içinde yapmak İstediklerini gerçekleşllreblldiklerinde. tüm çevrelerine hiç yorulmadan, zorlanmadan uyum ve huzur yayarlar. İşte bu noktada Maharışinın tüm dünya insanlarının yararına sunduğu Transandantal Medıtasyon tekniğinin kadınlarımız için değeri ortaya çikıyor. Uykudan daha derin dinlenme sağlayarak sinir sistemini streslerden arındıran bu zihin tekniği sayesinde Türk kadını daha sağlıklı, daha huzurlu, daha mutlu bir yaşam sürebilir- dış koşullar ne olursa olsun.</p>
<p>Yaşanan sorunlar çözümlenemediği zaman sıkıntı kaynağı olur ama Transandantal Meditasyon aracılığıyla streslerden kurtulan ve bilinci gelişen kışı sorunu çözebilecek düzeye yükselebildiği zaman sorun, sorun olmaktan çtkar. Bu ideal yaşam biçimidir ve Transandantal Medıtasyon bu düzeye insanı ulaştıran çok kolay ve doğal bir zihin tekniğidir. O kadar kolaydır ki bir çocuk bile uygulayabilir. Binlerce yeli Gemini olan bu tekniği son 50 yılda bir çok ülkede, çeşitli ırktan ve dinden 6 milyondan fazla insana öğrenmiş ve faydalanmıştır.</p>
<p>Transandantal Meditasyon. düşünceyi aşmanın doğal yöntemidir. Yetkili bir öğretmenin öğrettiği bu tekniği uygulayan insan kolay, çabasiz ve otomatik bir şekilde alışılmış düşünme düzeyinden giderek düşüncenin daha silik değerlerim deneyimler ve en silik düzeyi de aşar. Ve hiç bir düşüncenin olmadığı kişinin kendi öz benliği olan bilinç alanını deneyimler. Bu alana modern bilimde fizikçiler Birleşik Alan, doğu kültürlerinde bilgeler Saf Bilinç demektedir. Saf Bilinç adı verilmesinin sebebi bilincin kendisinden başka hiç bir şeyin olmamasıdır ve bu alan sonsuz mutluluk, sonsuz huzur, sonsuz sessizlik alanıdır insanların kendi varlıklarının temeli olan Saf Bilincin farkında olmamalarının sebebi dikkatin sürekli dışarıda olmasıdır ve bu alanın deneyiminin kalıcı olmamasının sebebi de sinir sistemindeki streslerdir.</p>
<p>Transandantal Medıtasyon aracılığıyla tüm düşüncelerin aşılarak Saf Bilinç alanının deneyimlenmesi kişinin farkındalığının gelişmesine neden olur. Bu alan tüm doğa yasalarının ve atom-altı parçacıkların içinden çiktiğı Birleşik Alandır çünkü evrende tek bir Birleşik Alan vardır. Tüm maddi yaratılış gibi bütün düşüncelerimizin de kaynağı Birleşik Alan, Saf Bilinç alanıdır. Bu nedenle zihin bu alana açıldığında tüm doğa yasalarının kaynağına ulaşmış olur. </p>
<p>Birleşik Alan everende var olan her şeyin kaynağı olduğu için tüm olanaklar alanıdır. Bu nedenle Transandantal Meditasyonla Birleşik Alanının deneyimlenmesi köke su vermek gibi bir etki yapar ve insanın bütün yaşam alanlarını olumlu yönde etkiler. Kadınlarımızın Transandantal Meditasyonu öğrenerek kendi öz benlikleri olan Saf Bilinci deney imlemeler i onları kendi içlerinden güçlendirir ve streslerin zararlı etkilerinde korur.</p>
<p>Düşüncenin kaynağıyla temas etmek beynin daha bütüncül bir şekilde kullanılmasını ve dolayısıyla algılama, kavrama, değerlendirme, yorumlama yeteneğinin gelişmesini sağlar. Bunun sonucunda yaşamdaki tüm eylemler daha başarılı olur. Zihin potansiyeli gelişen insan, doğal olarak artan bir şekilde yaradılışın en ince düzeylerinden en kaba düzeylerine kadar doğa yasalarının nasıl işlediğini fark etmeye başlar. Böylece farkındalığı gelişir. Bilgi güçtür ve bütün sorunlar olayların gerçek yüzünü görememek ve olayları kontrol edememekten kaynaklanır. Farkındalık geliştikçe insan kendi yaşamı üzerinde daha fazla kontrol sahibi olur, sorunlara daha yapıcı çözümler bulur ve olayların olumluya doğru gelişmesini sağlar. Ayrıca sorunları ve gerilimleri giderek azalan insanın sağlığı da gelişir. Bu ise Transandantal Meditasyonun çok önemli bir başka yararıdır.</p>
<p>Transandantal Meditasyon tekniğini uygulamasıyla sağlık daha iyiye doğru gelişir ve yaşlanma genler, Transandantal Medıtasyon sayesinde tansiyon düşer, bağışıklık sistemi güçlenir, uyku sorunları azalır, sigara ve içki gibi madde bağımlığı kaybolur. Transandantal Meditasyon ile birlikte daha ileri bir teknik olan Sıdhileri uygulayan 2 bin kişi üzerinde 4 yıl süreyle Harvard Üniversitesinde yapılan bir araştırma ile 16 hastalık grubunda çok daha az hastalanma</p>
<p>oranları görüldüğünü kanıtlandı. Aynı şekilde Kanada&#8217;da 2836 kişi üzerinde 14 yıl boyunca sürdürülen bir inceleme. Transandantal Meditasyonun öğrendikten sonraki 6 yıl içinde sağlık sigortası harcamalarının % 55 düştüğü ortaya çıkarıldı. Bu etki özellikle yaşlılarda daha belirgin olarak görülür 65 yaşının üstündeki kişilerde Transandantal Meditasyonun uygulanması sayesinde hastalık görülme sıklığı % 67.9 azalır.</p>
<p>TM uygulandığında zihin sakinleşir ve buna paralel olarak beden de sakinleşir çünkü zihin ve beden birbirini etkiler. Transandantal Meditasyon sırasında solunum yavaşlar, kalp atışları sakinleşir ve metabolizma hızı düşer. Bu durum bedene çok derin bir dinlenme sağlar. Bu o kadar derin bir dinlenmedir ki uykudan 2 kat daha fazladır. Uyku sırasında, bedenin dinlenmesinin, daha ağır çalışmasının bir göstergesi olan oksijen tüketimi % 8 azalırken, Transandantal Meditasyonla % 16&#8242;ya ulaşmaktadır. Uykudan daha derin dinlenme kazanıldığında sınır sistemi normalleşir ve köklü stresler sistemden atılır. Hastalıkların çok büyük bir kısmında stres önemli bir etken olduğu veya tetikleyici rol oynadığı için Transandantal Meditasyon aracılığıyla bedenin rahatlaması korucu hekimlik bakımından çok önemlidir. Bedeni daha sağlıklı olan ve daha iyi düşünen bir kadın diğer insanlarla daha olumlu ilişkiler kurar ve tüm çevresine huzur, mutluluk yayar.</p>
<p>Transandantal Meditasyonla kadınlarımızın bilinci Birleşik Alana açıldığında, düzenli uygulama ile bu alan sürekli deneyimlendiğinde ve zihin buraya kalıcı bir şekilde yerleştiğinde tüm doğa yasalarının kaynağına ulaşılmış olur. Bir kadının bilinci geliştiğinde, zihni tüm olanaklar alanına açıldığında onun her düşüncesi doğa yasaları tarafından kolayca gerçekleştirilir. Böylece eşi, çocukları, bütün ailesi ve çevresi için istediği her iyi şey kendiliğinden doyuma ulaşır. Dikkatini verdiği her konu olumlu yönde gelişir çünkü bilinci tüm doğa yasalarını etkileyecek kadar güçlenmiştir, işte bu en mükemmel yaşam biçimidir.</p>
<p>Bu çok benzersiz bilinç tekniği Transandantal Medıtasyonu insanlığa sunan Maharışı Maheş Yogi kadınların bu yüce konumu ile ilgili olarak şöyle diyor:</p>
<p>&#8220;Kadın yaradılışın tepesinde durur. Bu onun yeri ve dharmasıdır (doğal görevidir) ve bunu hiç kaybetmemelidir. Eğer kaybederse, savaşlar, ızdıraplar, zulümler olur, Çünkü o bütün bu şeylerin zıttıdır Kadının sinir sistemi daha hassas ve incelmiştir, O, iyi, saf, güzel ve kutsal olanı ilk hissedendir. Doğası nedeniyle erkek daha kabadır, onun konumu dünya ile uğraşmaktır. Dolayısıyla stresle baş edebilmelidir. Kadın dengedir, o kocasının ve çocuklarının stresini alır. Ve bunu aktarmaz, aktarmamalıdır. Şifa annenin kucağındadır. Her kadının ellerinden çıkan anne sevgisi, Kutsal Annedir. Kadın yorulmamalıdır, onun gücü daha yüksek şeyler içindir.&#8221;</p>
<p>Tüm kadınlarımızın bu düzeye yükselmesi için gereken eğitimin sağlanması sorumlu ve yetkili her insanın elinden geleni yapması gereklidir çünkü bu Türkiye&#8217;yi partak bir geleceğe taşıyacak en kolay yoldur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanlardernegi.com/turk-kadini-ve-transandantal-meditasyon.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Vitamin B3</title>
		<link>http://www.bayanlardernegi.com/vitamin-b3.html</link>
		<comments>http://www.bayanlardernegi.com/vitamin-b3.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Mar 2010 11:27:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanlardernegi.com/?p=33</guid>
		<description><![CDATA[
Niasinamid çok uzun yıllardır bilinen ve sebze meyvelerde bulunan bir vitamindir. Eski denizciler taze sebze ve meyve bulamadıkları dönemde özellikle güneş ışığına maruz kalmaları nedeniyle ciltlerinde yaraların oluştuğunu gözlemlemişler ve buna pelle ve agra yani pürtüklü cilt anlamına gelen, Petlegra hastalığını tanımlamışlardır. Yüzyıllar sonra bu hastalığın diyetik olarak B3 vitaminini az almaya bağlı olduğu saptanmıştır.
Pellegra [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://img717.imageshack.us/img717/9937/181022.jpg" alt="" /></p>
<p>Niasinamid çok uzun yıllardır bilinen ve sebze meyvelerde bulunan bir vitamindir. Eski denizciler taze sebze ve meyve bulamadıkları dönemde özellikle güneş ışığına maruz kalmaları nedeniyle ciltlerinde yaraların oluştuğunu gözlemlemişler ve buna pelle ve agra yani pürtüklü cilt anlamına gelen, Petlegra hastalığını tanımlamışlardır. Yüzyıllar sonra bu hastalığın diyetik olarak B3 vitaminini az almaya bağlı olduğu saptanmıştır.</p>
<p>Pellegra hastalığının bir diğer adı 3D hastalığıdır. Demensiya (erken bunama), Diyare (ishal), Dermatit (cilt iltihabı). Bu üç bulgu da niasinamid eksikliğinde görülen bozukluklardır. Son 10 yılda niasinamidin özellikle cilt için vazgeçilmez olduğu saptanmıştır.</p>
<p>Niasinamid cildin yapısal bütünlüğünün sağlanmasında vazgeçilmezdir. Cilde niasinamid içeren krem uygulamaları, cildin yapısını güçlendirmekte, zararlı dış etkenlerden çok daha az etkilenmesini sağlamaktadır. Ayrıca güneşin yani ultraviyolenin oluşturduğu fotoyaşlanmaya karşı da çok etkilidir. Bu etkinlik güneş kremlerine niasinamid eklenmesine neden olmuştur. Yüksek konsantrasyonlarda niasinamid kullanımı ise, doğrudan ciltteki güneşe bağlı yaşlılık lekelerinin, derin kırışıklıkların hafifletilmesini sağlamaktadır.</p>
<p>Ciltteki sihir gibi etki&#8230;</p>
<p>Niasinamid&#8217;in ciltteki en önemli etkisi ise akne olarak bilinen ve buluğ çağında gençlerin en büyük kabusu olan sivilceleri tedavi etmesidir. Niasinamid özel konsantrasyonda (%4) cilde uygulandığında çok hızlı bir şekilde sivilceleri yok etmekte ve buna ilaveten sivilcenin oluşturduğu lekelerin rengini de açmaktadır. Niasinamid ile birlikte aknelerin oluşmasını engelleyen laktik asit, polihidroksi asitler ve Evening Primrose yağı kullanımı, niasinamidin anti-akne etkilerini çok artırmaktadır. Bu etken doğal bileşiklerin birlikte bulunduğu &#8216;acnecinamide&#8217; ile ülkemizde pek çok üniversitenin dermatoloji kliniklerinde yapılan araştırmalarda, çok güçlü etkileri olduğu ve cildin yapısını da düzelttiği saptanmıştır.</p>
<p>İngiltere&#8217;de ve ülkemizde, aknelerin giderilmesinde güvenle kutlanılan ve eczanelerde &#8216;acnecinamide&#8217; markası altında satılan ürünün farklı formları da bulunmaktadır.</p>
<p>NİASİNAMİD NASIL AKNE (SİVİLCE) OLUŞUMUNU ÖNLER?</p>
<p>İltihabi reaksiyonları baskı altına alarak iltihaplanmayı önler.</p>
<p>İltihaplanma sırasında cildin lekelenmesinde rol oynayan hücresel mekanizmaları duraksatır.</p>
<p>Cildin bariyer fonksiyonlarını güçlendirir. Ciltte akneye yol açan aşırı yağ yapımını engeller.</p>
<p>Cildin sağlıklı bir şekilde yenilenmesine yardımcı olur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanlardernegi.com/vitamin-b3.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Grip döneminde Antibiyotik mi Ekinezya mı</title>
		<link>http://www.bayanlardernegi.com/grip-doneminde-antibiyotik-mi-ekinezya-mi.html</link>
		<comments>http://www.bayanlardernegi.com/grip-doneminde-antibiyotik-mi-ekinezya-mi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Feb 2010 16:16:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<category><![CDATA[ekinezya bitkisi]]></category>

		<category><![CDATA[ekinezya çayı]]></category>

		<category><![CDATA[Ekinezya nasıl kullanılmalıdır?]]></category>

		<category><![CDATA[grip belirtileri]]></category>

		<category><![CDATA[grip tedavisi]]></category>

		<category><![CDATA[Soğuk algınlığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanlardernegi.com/?p=31</guid>
		<description><![CDATA[
&#8220;Domuz gribinin çok sık konuşulduğu bu günlerde, kişilerin bağışıklık sistemini güçlendirecek ekinezya, vitamin C, çinko, propolis, nar suyu, yeşil çay, olabildiğince sık kullanılmalıdır.&#8221;
Gribal enfeksiyonlar kış döneminde çok sıklıkla karşılaşılan ve çalışan bireylerde ciddi iş gücü kaybına, çocuklarda ise okul devamsızlığına yol açan, kimi zaman çok ağır geçirilebilen, influenza virüs tiplerine bağlı gelişen solunum yolu hastalıklarıdır. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://img716.imageshack.us/img716/4373/grip1p.jpg" alt="grip" /></p>
<p>&#8220;Domuz gribinin çok sık konuşulduğu bu günlerde, kişilerin bağışıklık sistemini güçlendirecek ekinezya, vitamin C, çinko, propolis, nar suyu, yeşil çay, olabildiğince sık kullanılmalıdır.&#8221;</p>
<p>Gribal enfeksiyonlar kış döneminde çok sıklıkla karşılaşılan ve çalışan bireylerde ciddi iş gücü kaybına, çocuklarda ise okul devamsızlığına yol açan, kimi zaman çok ağır geçirilebilen, influenza virüs tiplerine bağlı gelişen solunum yolu hastalıklarıdır. Bugünlerde reyting rekorlar: kıran domuz gribi tartışmaları ve her gün televizyonlarda ya da gazetelerde çıkan domuz gribine bağlı hasta ve ölüm rakamları herkesi ciddi ölçüde tedirgin etmektedir.</p>
<p>Sağlık Bakanlığı herkese ellerini yıkamalarını salık vermektedir. Ancak el yıkamak virüsün solunum yoluyla insan vücuduna girmesini engellemez. El yıkamak bireysel temel hijyen koşuludur ve her zaman uygulanmalıdır. Ancak insanlara 1 metreden fazla yaklaşmayın demek, el sıkışmayın demek özellikle sosyal ve kalabalık ortamlarda çalışan ya da okuyan hem çocuklar hem de erişkinler için hiç de uygulanabilir metotlar değillerdir. </p>
<p><strong>Öyleyse ne yapacağız?</strong></p>
<p>Sıklıkla gripte antibiyotik kullanımı tartışma konusu olmaktadır. Grip bir virüse bağlı ortaya çıktığından (örneğin domuz gribi H1N1 İnfluenza virüsü, pandemik grip), antibiyotikler doğrudan virüse etki göstermezler. Ancak grip ilerlediğinde, solunum yolunu harap etmesi nedeniyle o bölgede bağışıklık direnci kaybolmakta ve üzerine çok kolaylıkla bakteriler yerleşerek çok ciddi zatürreye neden olabilmektedir. </p>
<p>Ancak hiç kimse doktor önerisi ve gözetimi olmadan antibiyotik kullanmamalıdır. Adı üstünde antibiyotik yani canlılığa ya da hayata karşı demektir ve çok ciddi yan etkilerinin ötesinde toplum sağlığını çok    derinden etkileyen mikropların özellikle bakterilerin  antibiyotiklere direnç kazanmasına yol açar. </p>
<p>Bu nedenle reçetesiz satılmaları yasaktır. Peki bir de antiviral ilaçlar var. Bunlar virüslerin çoğalmalarını engelleyerek virüslere bağlı hastalıklarla etkin bir şekilde savaşmaktadır. Burada mutlaka belirtilmelidir ki bu antiviral ilaçlar çok sınırlı sayıdadır ve bu ilaçlara virüsler direnç kazanırsa hayatımız kararabilir.</p>
<p><strong>Ekinezya nasıl kullanılmalıdır?</strong></p>
<p>Dünya Sağlık örgütü ya da Avrupa İlaç Birliği, Ekinezya kullanımını günlük 3 defa 300 mg olarak önermektedir. Küçük çocuklara bunun yarı dozu kullanılabileceği gibi ciddi hiçbir yan etkisinin olmaması nedeniyle erişkin dozu da büyük çocuklara verilebilir. Erişkinler ise en az günlük 900 mg Ekinezya standardize ekstresi almalıdırlar. </p>
<p>Ancak dünyanın en ünlü herbalistlerinden biri olan Kalifornia&#8217;dan Dr. Michael Tierra, Ekinezya&#8217;nın özellikle gribal enfeksiyonun ilk iki gününde daha yüksek ve sık dozlarda alınmasını, 3. günden sonra normal doza inilmesini önermekte ve Ekinezya&#8217;nın antibiyotikler kadar önemli olduğunu vurgulamaktadır.<br />
Ekinezya şurupları kullanırken olabildiğince ağızda tutulmalı, mümkün ise birkaç dakika gargara yaptıktan sonra içilmelidir. Böylece ağız ve boğaz boşluğuyla temas süresi arttırılarak etkinliğin daha fazla ortaya çıkması sağlanabilir.</p>
<p>Ekinezya&#8217;nın 8 haftadan uzun, aralıksız kullanılmaması gerektiği bilinmektedir; ancak doktor kontrolünde ve gerekli olduğu durumlarda daha uzun süre de kullanılabilir. Allerjik astımı bulunan ve 1 yaşından küçük çocuklar sadece doktor kontrolünde ekinezya kullanabilirler.</p>
<p>Domuz gribinin çok sık konuşulduğu bugünlerde hijyen elbette ki çok önemlidir, ancak yetmez. Bu nedenle kişiler bağışıklık sistemini güçlendirecek ekinezya, vitamin C, çinko, propolis, nar suyu, yeşil çay olabildiğince sık kullanmalıdır. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanlardernegi.com/grip-doneminde-antibiyotik-mi-ekinezya-mi.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Meme Kanserinde Erken Tanı</title>
		<link>http://www.bayanlardernegi.com/meme-kanserinde-erken-tani.html</link>
		<comments>http://www.bayanlardernegi.com/meme-kanserinde-erken-tani.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Feb 2010 11:29:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<category><![CDATA[Meme Kanseri Hastalığı]]></category>

		<category><![CDATA[Meme kanseri ile mücadele]]></category>

		<category><![CDATA[Meme Kanseri Tanımı]]></category>

		<category><![CDATA[Meme kanserinin risk faktörleri]]></category>

		<category><![CDATA[Meme kanserinin tedavisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanlardernegi.com/?p=29</guid>
		<description><![CDATA[
Meme Kanserinde Erken Tanı Hayat Kurtarıyor
Kadınların korkulu rüyası olan &#8216;meme kanseri&#8217;nin görülme sıklığının her geçen gün arttığını belirten Prof. Dr. Cumhur Ana, meme kanserinin belirtilerini, risk faktörlerini, korunma yollarını, erken tanının önemini ve tedavi yöntemlerini anlattı.
Bize genel olarak kanser tanımını yapabilir misiniz?
Vücudumuzdaki bazı hücrelerin kontrolsüz olarak çoğalmasına kanser denir. Burada bir kavram kargaşasına açıklık getirmekte [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://img194.imageshack.us/img194/999/mem1j.jpg" alt="" /></p>
<p><strong>Meme Kanserinde Erken Tanı Hayat Kurtarıyor</strong></p>
<p>Kadınların korkulu rüyası olan &#8216;meme kanseri&#8217;nin görülme sıklığının her geçen gün arttığını belirten Prof. Dr. Cumhur Ana, meme kanserinin belirtilerini, risk faktörlerini, korunma yollarını, erken tanının önemini ve tedavi yöntemlerini anlattı.</p>
<p><strong>Bize genel olarak kanser tanımını yapabilir misiniz?</strong></p>
<p>Vücudumuzdaki bazı hücrelerin kontrolsüz olarak çoğalmasına kanser denir. Burada bir kavram kargaşasına açıklık getirmekte tayda var. Tümör ve kanser aynı şey değildir. Tümörler iyi ya da kötü huylu olabilirler. İyi huylu tümörler başka bölgelere yayılmazlar ve tamamen çıkartıldığı zaman genellikle tekrarlamazlar. Kötü huylu tümörler ya da kanserler ise komşu organ ve dokulara yayıldığı gibi, lenf ve kan yoluyla uzak organlara da yayılabilirler.</p>
<p><strong>Meme kanseri kadınların korkulu rüyası. Gerçekten meme kanseri sık rastlanılan bir hastalık mıdır?</strong></p>
<p>Evet. Meme kanseri kadınlarda en sık görülen kanserdir ve kadınlarda Akciğer kanserinden sonra en sık ölüm sebebidir. Türkiye&#8217;de bu konuda yapılmış çok fazla çalışma yok. Ancak ABD&#8217;de 80 yaşına ulaşmış her 8 kadından 1 &#8216;inin meme kanseri tanısı aldığı yapılan araştırmalar ile gösterilmiştir. Kabaca bir rakam vermek gerekirse her 8-10 kadından biri yaşamı süresince meme kanseri tanısı alacaktır diyebiliriz.</p>
<p><strong>Meme kanserinin risk faktörleri nelerdir? Genetik özelliklerin etkisi var mıdır?</strong></p>
<p>Bu çok önemli bir soru. Maalesef bazı kadınlarda risk diğerlerine göre daha fazladır. Aile ^ de daha önceden meme kanseri tanısı almış bireylerin olması (anne, abla, teyze, hala vb), ileri yaş, erken adet görmek, geç menopoza girmek, çocuk sahibi olmamak veya 30 yaşından sonra doğurmuş olmak, emzirmemek. beslenme alışkanlıkları ve alkol tüketimi riski arttıran en önemli faktörlerdir. Ancak burada iki konuyu vurgulamakta fayda var; ilki meme kanserinin sadece kadınların hastalığı olmadığı, erkeklerde de memede kanser gelişebileceğini unutmamak gerekir. İkincisi de yukarıda saydığım risk faktörlerinin olmaması, o kişide meme kanseri gelişmeyeceğini göstermez. Sadece kadın olmak bile meme kanseri açısından en önemli risk faktörüdür.</p>
<p><strong>Tabii tüm kanserlerde olduğu gibi meme kanserinde de erken tanı sanırım çok önemli. Meme kanserinde erken dönemde tanı koymak mümkün müdür? Kadınlar bu konuda neye dikkat etmelidirler? </strong></p>
<p>Meme kanserinde erken tanının iki önemi vardır. Birincisi erken tanı almış hastalarda yaşam süresi daha uzundur ve hastaların önemli bir kısmında hastalığı tamamen yenmek mümkündür. Yapılan çalışmalar hastalık vücudun başka bir yerine yayılmadan erken dönemde tanı alan hastaların sadece % 5*inin ilk 5 yıl içinde kaybedildiğini onaya koymuştur. İkincisi de erken tanı alan hastalarda daha küçük cerrahi girişimler ile tedavi mümkündür. Meme, kadın için çok önemli bir organdır ve memenin kaybı birçok kadında ek psikolojik sorunlar getirmektedir. Ancak günümüzde erken tanı ile hastaların önemli bir kısmında meme koruyucu cerrahi olarak adlandırdığımız yöntemle memeyi koruyarak hastalığı tedavi etmek mümkündür. Erken tanı alan hastaların yaklaşık yansında memeyi almadan tedavi edebiliyoruz.</p>
<p><strong>Erken tanı için hastalar ne yapmalılar? Mamograli ile kesin teşhis mümkün mü?</strong></p>
<p>Erken tanı iki şekilde mümkün. İlki hiçbir şikayeti olmayan hastanın, düzenli kontrolleri sırasında hastalığın tespit edilmesidir. Bu konuda dünyada ortak görüş, 40 yaşından itibaren her kadının yıllık mamografiler ve belli aralıklar ile yapılan meme muayenesi ile takip edilmesidir. Ancak burada önemli bir husus, yüksek risk taşıyan hastalarda -ki burada en önemli faktör ailede meme kanseri olmasıdır- takiplerin daha erken yaşlarda başlaması gerekliliğidir. İkincisi ise, hastanın aylık kendi-kendisini muayenesi sırasında memede herhangi bir değişiklik fark etmesi ya da meme ile bir ilgili bir şikayeti olması durumunda erken dönemde hekime başvurmasıdır.</p>
<p><strong>Hastaların en önemli endişelerinden biri Mamograli sırasında aldıkları radyasyon. Bu konuda ne diyeceksiniz?</strong></p>
<p>Mamografı çekimi sırasında çok düşük dozda röntgen ışınları kullanıldığından alınan radyasyon düzeyi çok düşüktür. Bu nedenle hem memede hem de başka organlarda herhangi kötü bir soruna neden olmaz. Mamografinin meme kanserinden ölüm riskini % 20-70 oranında azalttığı birçok çalışma ile gösterilmiştir. Otuz yaşından daha genç olan kadınlarda bir yandan meme dokusunun yoğun olması nedeniyle görüntülemenin zor olması, öte yandan meme kanseri görülme olasılığının oldukça düşük olması nedeniyle bu yaş grubundaki kadınlara rutin mamografi Önerilmez.</p>
<p><strong>Hastaların ne tür şikayetleri olabilir? Nelere dikkat etmelidirler?</strong></p>
<p>Memede kitle hissedilmesi, memeden bulanık ya da kanlı akıntı gelmesi, meme başında ya da meme derisi üzerinde çekilme, memede büyüme, ödem. kızarıklık ya da derisinin portakal kabuğu görünümünde olması, meme başında iyileşmeyen yara ya da memede daha önceden olmayan, gözle fark edilebilen herhangi bir değişiklik önemlidir.</p>
<p><strong>Bize birazda meme kanserinin tedavisi hakkında bilgi verir misiniz?</strong></p>
<p>Meme kanserinin tedavisi hastalığa lanı konulduğu evre ile direkt ilişkilidir. Günümüzde meme kanseri ile mücadelemizde yüz güldürücü sonuçlar almamızın en önemli nedenleri ise Kcmotcrapi ve Hormonoterapi dediğimiz ilaç ile tedavide ve Radyoterapi yani ışın tedavisi konusunda sağlanan ilerlemelerdir. Yukarıda bahsettiğim gibi erken dönemde tanı alan hastalarda cerrahiye ek olarak hastalığın olduğu memeye Radyoterapi uygulamak sureti ile hastaların önemli bir kısmında memeyi almadan hastalığı tedavi edebiliyoruz. Yine elimizdeki çok güçlü ilaçlar sayesinde hastalıkla mücadelede son yıllarda çok önemli yol kat ettik. Biz Akdeniz Üniversitesinde hem hastalığın tam aşamasında ve hem de tedavi aşamasında meme kanseri konusunda çok tecrübeli Radyolog ve Onkolog arkadaşlarımızla çalıştığımız için çok şanslıyız.</p>
<p><strong>Sonuç olarak meme kanseri ile mücadele konusunda ne söylemek istersiniz?</strong></p>
<p>Tüm kanserlerde olduğu gibi meme kanserinde de erken tanı çok önemlidir. Bu nedenle benim tüm kadınlara önerim düzenli aralıklarla meme muayenesi kontrollerini yaptırmalarıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanlardernegi.com/meme-kanserinde-erken-tani.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Erkeklerin Şıklık Haritası</title>
		<link>http://www.bayanlardernegi.com/erkeklerin-siklik-haritasi.html</link>
		<comments>http://www.bayanlardernegi.com/erkeklerin-siklik-haritasi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 20 Feb 2010 09:39:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Erkekler]]></category>

		<category><![CDATA[erkek giyimi]]></category>

		<category><![CDATA[erkek nasıl giyinmeli]]></category>

		<category><![CDATA[Erkeklerin şıklık kılavuzu]]></category>

		<category><![CDATA[şık erkek kıyafetleri]]></category>

		<category><![CDATA[şık erkekler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanlardernegi.com/?p=27</guid>
		<description><![CDATA[
Sizi tanıyabilir miyiz?
Yaşamın dallarına tutunmayı sevgiyle bulmaya çalışan, meraklı hiç bitmek tükenmek bilmeyen Özlemle yaşayan biriyim. İnsanı ve yaptıklarını yapmak istediklerini izlemek en büyük keyfim. Aklın cambazlığında gezinmek, oynamak, oyalanmak en büyük eğlencem&#8230; Oyun misali her şey bu algıdan uzaklaşmadan gerçeklerin ezici yorgunluğuna odamın penceresinden bakmak gibi hayat.
&#8220;Erkeklerin Şıklık Haritasını çıkarma amacınız neydi? Nasıl karar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://img715.imageshack.us/img715/8193/erkeksiklikharitas.jpg" alt="" /></p>
<p><strong>Sizi tanıyabilir miyiz?</strong></p>
<p>Yaşamın dallarına tutunmayı sevgiyle bulmaya çalışan, meraklı hiç bitmek tükenmek bilmeyen Özlemle yaşayan biriyim. İnsanı ve yaptıklarını yapmak istediklerini izlemek en büyük keyfim. Aklın cambazlığında gezinmek, oynamak, oyalanmak en büyük eğlencem&#8230; Oyun misali her şey bu algıdan uzaklaşmadan gerçeklerin ezici yorgunluğuna odamın penceresinden bakmak gibi hayat.</p>
<p><strong>&#8220;Erkeklerin Şıklık Haritasını çıkarma amacınız neydi? Nasıl karar verdiniz böyle bir kitap çıkarmaya?</strong></p>
<p>Ben bildiğiniz gibi 2004 yılında Epsilon yayınlarından çıkan yaşam ile ölüm arasındaki dönemde gerek sınıf farklılıkları, gerekse statü sembolü olması dışında giyimin anlattıkları üzerine tarihsel süreçten günümüze gelinceye kadar 507 sayfa ağırlığınca keyifli bir kitap yazdım. Bizans&#8221;tan, Osmanlı&#8217;ya Genç Cumhuriyet&#8217;ecn günümüz giyimine kadar değindiğim Türkiye&#8217;deki terzilikten tasanmcılığa geçiş öyküsünü irdelediğim bu çalışmamda;</p>
<p>Zuhal Yorgancıoğlu, Yıldırım Mayruk, Cemil İpekçi, Canan Yaka, Rıfat Özbek, Vural Gökçaylı vs. 21 tasarımcının hayatını konu alan aynı zamanda yan belgesel tadında bir çalışma yapmış oldum. Tasarıma bulaşmaları ve yaşamlarındaki en özel detayları anlattıkları samimi bir kitap olmuştu gerçekten. &#8220;Moda Bulaşıcıdır&#8221; &#8230; Hala satılıyor&#8230;</p>
<p>O nedenle uzun yıllar emek veren, yaklaşık 7 yıl boyunca ekranların en uzun soluklu moda programı &#8216;Ve Moda&#8217; yı hazırlayıp sunan biri olarak gerek kadın gerekse erkek giyim konusunda çalışmalar yapmıştım. Moda sanayi kadın üzerinden beslenen ve büyülen dev bir endüstri &#8230;ama o endüstriye kaynak sağlayan aslında erkek dünyası(?!) O nedenle ihmal edildiğini düşündüğüm erkekler içinde çok önemsemez görünmeye çalışsalar da moda konusunda rehber niteliği taşıyan ince detayları ile &#8220;Erkekler İçin Şıklık Haritası&#8217; adıyla çalışma yapmak istedim. </p>
<p>2007 de okuyucu ile buluştu. 7 tasarımcı dostum ile Muzaffer Çaha, Ahmet Eraslan, Vural Gökçaylı, Cemil İpekçi. Yıldırım Mayruk. Barbaros Sansal ve Canan Yaka ile bu çalışmayı hazırladım. Erkek giyim konusundan kopmuş değilim üstelik hala Esquire da &#8216;Modanın Er Meydanı&#8217; adlı köşemle stil yazılarıma devam ediyorum. Oldukça da keyifli benim için çünkü şu kıyafetimle hangi ayakkabıyı giymeliyim diyen okuyucularım var hala&#8230; Detayları önemseyen ve giyimi seven erkekler düşünsenize ne hoş.</p>
<p><strong>Erkekler için şık olmanın anlamı ne?</strong></p>
<p>Bunu ancak şöyle örnekleyebilirim. Koland Barthes&#8217;in söylediği gibi &#8220;moda bir işaretler sistemidir&#8221;. Bu işaretler sistemi içerisinde farklılıkların taşınabileceği en üst noktada bir iktidar alanı vardır. Bu alan şıklığın ta kendisidir. Bu aynı zamanda bir haz alma halidir. Bu kavrama ulaşmanın ise birçok yolu vardır. İlk adımı; bakımlı ve güncel olmaktır.</p>
<p>Bakımlı olmanın ön koşulu ise temizliktir. Temizlik kavramı yaşamımızın her noktasında bizi şıklığa götüren temel unsurdur. Genel bir tabir ile &#8220;tepeden tırnağa&#8221; temizlik &#8220;şıklık&#8221; ile neredeyse özdeş ve ayrılmaz bir bütündür. Temiz ve bakımlı olmadan istediğimiz kadar pahalı markaları üzerimize geçirelim şıklığı yakalayamayacağımız bir gerçek. Dolayısıyla yaşamın dinamiği içinde erkek için şıklık yetiştiği ortama, eğitimine, yaşamına ve beklentilerine göre şekillenir ve o şekilde hayata yansır dolayısıyla her erkeğin şıklık anlayışı da kişilikleri kadar değişiklik gösterir. Kendini ifade biçimini ortaya koyan tarzı onun anlayışıdır bir anlamda&#8230;</p>
<p><strong>Türk erkeklerinin giyim anlayışları için neler söyleyeceksiniz?</strong></p>
<p>Klasik yaklaşımla: Benim için şık bir erkek İtalyan gibi giyinen erkektir. Yani tiril tiril gömleği, kravatı, kruvaze, üç ya da tek düğmeli ceketi, zıpkın gibi dökülen ütülenmiş pantolonu ile karcınızda duran bir erkeği kastediyorum.&#8221;demeyeceğim&#8230; Benim için erkek kendine güvenli, duruşuyla, vücut dili ve tarzıyla giydiğini taşıyan erkektir. </p>
<p>Bu nedenle giyim anlayışları konusunda diyebilirim ki, küçük değişimlerin yaşandığı moda serüveninde erkekler sunulan yenilikleri oldukça temkinli karşılamışlardır. Ancak proteze dönüşmeyi başarmış olan kılıç, silah, saat, çakmak, sigara tabakası, araba, cep telefonu gibi nesneler konusunda erkekler oldukça bonkör davranmışlar ve her yeni değişimi satın almakta hiçbir sakınca görmemişlerdir. Oysa hayatları boyunca erkekleri hiç yalnız bırakmayan bir dostları olmuştur. Bu dost vazgeçilmezleri haline dönüşen onların aşklarına, hüzünlerine, mutluluklarına tanıklık etmiş olan takım elbiseleridir. Duygu değişimi içinde boyları zaman zaman uzamış, kısalmış. zaman zaman düğmeleri artmış veya azalmıştır.</p>
<p><strong>Mutlaka kullanılması gereken aksesuarların hangileri olduğunu düşünüyorsunuz?</strong></p>
<p>Boy, kilo, stil vs. göz önünde bulundurularak: kravattan, saate, kol düğmesinden, fulara, şapkaya, atkıya kadar pek çok detay kullanılabilir. Ama zaman, zemin, mekân üçlemesi göz ardı edilmeksizin uygunluğuna bakılarak pek tabii&#8230;</p>
<p><strong>En çok düşülen stil yanlışları neler?</strong></p>
<p>Sanırım bekâr iken annelerin ve kız arkadaşlann evlendikten sonra da daha çok eşlerin kontrolündeki bir giyim anlayışı yanlışları da beraberinde getiriyor. Oysa bir ayna bir de erkek yeterli doğru seçimler için.</p>
<p><strong>Sizce erkeklerin gardıroplarında mutlaka bulunması gereken parçalar hangileri?</strong></p>
<p>Bence bir erkeğin gardırobunun olmazsa olmazlarının başında doğru seçilmiş parçalar gelir çünkü bunlarla oluşturulacak farklı ilişkiler birçok kıyafete sahip olmayı sağlayacaktır. Alınan parçaların renk kompozisyonunu düşünmekte fayda vardır. Bir erkeğin dolabında en az üç tane takım elbisesi varsa o erkek, şık olabilir. Koyu lacivert, gri bir takım ve bir de spor ceket bu iş için en uygunudur. </p>
<p>Özellikle spor ceketler kazak ve kadife pantolonla rahatlıkla giyilebilir. Bej renkli takımlar ya da lacivert mavi arası ipek kostümler de tercih edilebilir. İdeali yakalamak için çok renkli tonlara kaçmadan nötr renkler seçmekte fayda vardır. En önemlisi de rahatlık tabii&#8230; Giysiler vücudun hava almasına ve rahat hareket etmesine engel olmamalıdır. Böylelikle daha iyi sonuçlar alınabilir.&#8221;</p>
<p><strong>Kitabınızda hangi tarzda olursa olsun, her erkeğin hatta kadınların bile uyması gereken 7 altın kuraldan bahsetmişsiniz. Bu kuralları öğrenebilir miyiz?</p>
<p>Şimdi bu noktada; şıklığın 7 Altın Kural&#8217;ını şöyle sıralayabiliriz:</strong></p>
<p>1- Temizlik ve bakım konularına çok dikkat etmek;<br />
2- Görgü kurallarına uymak ve bunu yaşamımız içinde içscllcştirnıck:<br />
3- Zaman, zemin, mekân üçlemesinde neyin, ne zaman, nerede, hangi durumda giyileceğine ilişkin bilgiye sahip olmak;<br />
4- Vücut tipimizi - bedenimizin olanaklarını göz önünde bulundurarak tercih yapmak;<br />
5- İçsel dünyamızın arzulan ile dış dünyanın (günlük veya çalışma hayatı) arasındaki diyalektik bütünlüğü doğru saptayarak seçimlerimize yansıtmak;<br />
6- Mevsime, hava sıcaklığına ve yaşa göre giyinmek;<br />
7- Kıyafeti hissederek taşımaktır.</p>
<p><strong>&#8220;Erkekler vücutları ile barışık olmalı&#8221;</strong></p>
<p>Görünüşüyle özel biri olduğunu anlatmak isteyen erkeğin dikkat etmesi gereken en önemli noktalar neler?</p>
<p>Öncelikle vücudu ile barışık olmalı. Barışık değilseler; giyilen hiçbir şey kişiye ait durmayacaktır, bu unutulmamalıdır! Aynalardan korkmadan, en yakışanı bulabilmek için aynanın karşısına geçerek zaman zaman giysileri farklı ilişkilerde yan yana getirerek test etmek en pratik yöntem olacaktır. Kitabımda da söz ettiğim gibi;</p>
<p>1- Kendi kişilik ve kimlikleriyle günün eğilimlerini bilinçli bir şekilde buluşturarak belirli bilgilerin ışığında gerçek şıklığı yakalayanlar.<br />
2- Hata yapma korkusuyla değişimin cazibesine kapılmaktan çekinerek şıklığı klasik bir tarzı benimsemekte arayanlar.<br />
3- Şık olma çabası içinde fakat belirli bilgilerden yoksun olmanın getirdiği sonuca bağlı olarak abartıyı ve gösterişi benimseyerek rüküş olma tuzağına düşenler.</p>
<p><strong>Stil sahibi erkeklerin gardrobunda bu yıl mutlaka neler olmalı?</strong></p>
<p>Stil sahibi bir erkek bu yıl da her yıl olduğu gibi öncelikle gardrobunu gözden geçirmeli çünkü sonuçta iki kolu. iki paçası olan giysilerde sadece renkler ve kuplarda ufak oynamalar olur. Özelikle de erkek giyimde. Oturmuş bir stiliniz varsa sezon ürünlerinden beğendiğiniz bir kaşkol, bir şapka, bir trençkot veya palto ya da hafta sonları için balıkçı yaka bir kıyafet ve bunları tabii tamamlayacak uygun ayakkabılar, çoraplar, saat hatta eldivenler de unutulmamalı diye düşünüyorum. Özel gecelerde kurtarıcı olması için koyu renk bir takım elbise ve mokasen ayakkabılar sezona uygun bir kravat ne çok kalın ne çok ince&#8230; Tabii tüm bu saydıklarım kilo. boy. yaş ve statüye de indirgenebilir detaylar o nedenle herkes en iyi gardırobunu kendi bilir eksiğini fazlasını da kendi bilir ama sabahtan akşama kadar günün her zaman diliminde yaşanacak etkinlik ve faaliyetler için üç öğüne bölünmüş</p>
<p><strong>&#8220;Kadınlar örtünmek için giyinen erkeklerden nefret eder&#8221;</p>
<p>Biz kadınlar erkek giyiminde özellikle nelerden netret ediyoruz?</strong></p>
<p>Diğer günümüzde erkeklerin giyim kültürünü bir sınıflandırmaya tabii tutacak olursak: iki temel yaklaşım ile karşılaşın Örtünmek için giyinenler ve yaşam biçimlerinin bir yansıması olarak giyinmeyi şık bir eylem olarak görenler. Tabii kadınlar örtünmek için giyinenlerden nefret ederler&#8230; Sanırım gerisini söylemeye gerek bile yok ne dersiniz?</p>
<p><strong>Türkiye&#8217;de beğendiğiniz, en stil sahibi erkekler hangileri?</strong></p>
<p>Pek çok stil sahibi erkek var. Özellikle de iş dünyasından, Rahmi Koç, Cem Boyner, Ama benim en beğendiğim tabii eşim Hakan Onur&#8230; Ama eşim olduğu için değil gerçekten üzerine oturan kupları ve özel dikim kıyafetleri ile oldukça fit görünüyor ben giydirmiyorum inanın Ressam olduğu için renkler ile ilişkileri çok iyi kuruyor, belki de o yüzden etkilemişti beni kim bilir?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanlardernegi.com/erkeklerin-siklik-haritasi.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Şeker hastalığında kullanılabilecek Doğal Maddeler</title>
		<link>http://www.bayanlardernegi.com/seker-hastaliginda-kullanilacak-dogal-maddeler.html</link>
		<comments>http://www.bayanlardernegi.com/seker-hastaliginda-kullanilacak-dogal-maddeler.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 18 Feb 2010 11:55:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<category><![CDATA[ahmet maranki şeker hastalığı]]></category>

		<category><![CDATA[diyabet şifalı bitkiler]]></category>

		<category><![CDATA[kan şekeri hastalığı]]></category>

		<category><![CDATA[ökse otu şeker hastalığı]]></category>

		<category><![CDATA[şeker hastalığı tedavisi]]></category>

		<category><![CDATA[şeker hastalığına şifalı bitkiler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanlardernegi.com/?p=25</guid>
		<description><![CDATA[
Seker hastalarının vazgeçilmezi: Krom
Tip II diyabette kullanılması gereken en önemli doğal bileşik kromdur. Krom vücutta insülin etkinliğini artırarak, kan şekerinin çok daha kolay düzelmesine yardımcı olur. Bu nedenle tüm dünyada tip II diyabet tedavisinde krom günlük 0,2mg ila 1mg arasında kullanımı önerilmektedir, özellikle antioksidan aktivitesi çok güçlü olan üzüm çekirdek ekstresi ile birlikte krom alımı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://img706.imageshack.us/img706/9467/sifalibitkiler.jpg" alt="" /></p>
<p><strong>Seker hastalarının vazgeçilmezi: Krom</strong></p>
<p>Tip II diyabette kullanılması gereken en önemli doğal bileşik kromdur. Krom vücutta insülin etkinliğini artırarak, kan şekerinin çok daha kolay düzelmesine yardımcı olur. Bu nedenle tüm dünyada tip II diyabet tedavisinde krom günlük 0,2mg ila 1mg arasında kullanımı önerilmektedir, özellikle antioksidan aktivitesi çok güçlü olan üzüm çekirdek ekstresi ile birlikte krom alımı diyabetin yardımcı tedavisinde son derece önemlidir.</p>
<p>Üzüm çekirdeği ekstresi içinde bulunan, proantosiyanidin adı verilen doğal bileşikler, çok güçlü sağlık koruyucu maddelerdir. Bu bileşikler; kilo kaybının sağlanmasının yanı sıra, vücutta insülin&#8217;in etkinliğini de artırabilmektedir. Bunlardan belki çok daha önemlisi, diya bette her hastada görülen damar sertliğini hafifletmesi ve bu güçlü antiaterosklerotik aktivite ile kalp ve damar hastalıklarına karşı güçlü etkiler oluşturmasıdır. Üzüm çekirdek ekstresinin kan kolesterolünü düşürücü, tansiyonu düzenleyici etkileri de bulunmaktadır. Ayrıca şeker hastalarında görülen yüksek kan şekerine bağlı gelişen hızlanmış yaşlanmaya da karşı koyarak, yaşlanma ile ortaya çıkan Alzheimer hastalığı, Parkinson hastalığı, inme, artmış kanser riski gibi pek çok hastalığa karşı güçlü koruma oluşturur. Bu nedenle üzüm çekirdek ekstresi ve krom kullanımı, diyabetik hastalar için çok önemlidir.</p>
<p><strong>Çam ağacı kabuğunun sırrı</strong></p>
<p>Diyabette gözde ilerleyici görme kaybı ortaya çıkmaktadır, özellikle gözün görme işlevini sağlayan retina bölgesinin, damar tıkanıklıkları ya da serbest radikallere bağlı hasarlanması körlüğe yol açabilmektedir. Diyabetik hastalarda bunun engellenmesi için Pycnogenol günlük 100 mg ile 150 mg dozlarında tüm Avrupa&#8217;da kullanılmaktadır. Pycnogenol ile yapılan klinik araştırmalarda görme keskinliğinin arttığı saptanmıştır.<br />
Ayrıca pycnogenol kan şekerinin ani yükselmelerini önlemektedir. Güçlü damar sertliğini önleyici ve dolaşımı güçlendirici etkileri ile de pycnogenol, diyabetik hastaların kullanması gerekli doğal bileşiklerden biridir.</p>
<p><strong>Kırmızı Ginseng</strong></p>
<p>Kırmızı ya da Kore ginsengi olarak bilinen Panax ginseng, kan şekerini dengeleyen özelliklere sahiptir. Ginsengin farklı bir türü olan Amerikan ginsenginin de benzer etkilere sahip olduğu saptanmıştır. Ancak tüm dünyada ginseng kapsüllerinin standardizasyonları eş değildir ve bu konuda bir fikir birlikteliği yoktur. Panax ginseng içinde temel aktiviteyi gösteren maddeler ginsenosidlerdir. Bu bileşikler damar bütünlüğünü koruyarak, glikozun barsaklardan emilimini düzenleyerek ve doğrudan hücrelere etki göstererek, pek çok hastalığa karşı koyarlar. </p>
<p>Özellikle şeker hastalarında görülen, penisin sertleşme bozukluklarında Panax ginseng ekstreleri ve özellikle de Ginkgo biloba ve düşük doz kafein ile birlikte bulunan bitkisel tabletler, ereksiyonun yani penisin sertliğinin sağlanması ya da daha uzun süreli olarak devam ettirilmesi için çok sık kullanılmaktadır. Yine üzerinde önemle durulması gerekli konu, bu tür afrodizyak olarak tanımlanan tabletlerin mutlaka Sağlık Bakanlığı onaylı olmasıdır. </p>
<p>Çünkü tüm dünyada içeriği doğru dürüst incelenmeyen Panax ginseng tabletlerinde, sentetik kimyasallara rastlanmıştır. Bu nedenle her ginseng tableti diyabet ya da ereksiyon bozukluğu gibi ciddi sorunlarla mücadele etmek için uygun değildir. Ülkemizde Sağlık Bakanlığı izinli olan ve ereksiyonu güçlendiren MONE adında tek bir tablet bulunmaktadır. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanlardernegi.com/seker-hastaliginda-kullanilacak-dogal-maddeler.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Menopoz bir hastalık değildir!</title>
		<link>http://www.bayanlardernegi.com/menopoz-bir-hastalik-degildir.html</link>
		<comments>http://www.bayanlardernegi.com/menopoz-bir-hastalik-degildir.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 17 Feb 2010 17:18:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<category><![CDATA[erken menopoz]]></category>

		<category><![CDATA[menopoz belirtileri]]></category>

		<category><![CDATA[menopoz tedavisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanlardernegi.com/?p=23</guid>
		<description><![CDATA[
Menopoz döneminde kadınların %70-80 i azalan kadınlık hormonu nedeniyle sıcak basması ve buna eslik eden bir takım şikayetler yasamaktadır. Tüm Dünya&#8217;da olduğu gibi ülkemizde de özellikle son yıllarda menopozla ilgili çok sayıda yazı yazılmış ve birçok uzman, kadınların bu dönemi daha sağlıklı, rahat ve huzurlu geçirmesi amacıyla bilinçlendirme yoluna gitmiştir.
Olası problemlere karşı bilinçlendirmek her zaman [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://img42.imageshack.us/img42/2132/18582224597892126022078.jpg" alt="" /></p>
<p>Menopoz döneminde kadınların %70-80 i azalan kadınlık hormonu nedeniyle sıcak basması ve buna eslik eden bir takım şikayetler yasamaktadır. Tüm Dünya&#8217;da olduğu gibi ülkemizde de özellikle son yıllarda menopozla ilgili çok sayıda yazı yazılmış ve birçok uzman, kadınların bu dönemi daha sağlıklı, rahat ve huzurlu geçirmesi amacıyla bilinçlendirme yoluna gitmiştir.</p>
<p>Olası problemlere karşı bilinçlendirmek her zaman için doğru bir yaklaşımdır. Ancak menopozun bir hastalık gibi algılanmasına neden olarak kadınları korkutmak, moral bozmak bir o kadar yanlış ve gereksizdir. Eğer menopoz bir hastalıkmış gibi ifade edilirse, tüm kadınların 50&#8242;li yaşlara gelince hastalanması gibi son derece yanlış bir olgu ortaya çıkar. Bu da bütünüyle yanlıştır. Menopoz son derece doğal kadın vücudunun doğurganlığının sonlandığı, adet görmenin ortadan kalktığı ve kadın vücudu için gerekli bir dönemdir. Çünkü bir kadın 50&#8242;li yaşlardan sonra doğum yapacak olursa, bu doğum hem bebek hem de anne için çok büyük riskler taşır. Bunun da ötesinde bebek anneye en azından 7 yıl mutlak bağımlıdır. Bu nedenle doğa kadının doğurganlığını, kadın ömrünü de göz önüne alarak sınırlandırmıştır. Üstüne üstlük menopoz yaşının ileri yaslara kayması, meme kanseri riskini de artırmaktadır. Bunun gibi pek çok nedenden ötürü annenin doğurganlık yaşı doğa tarafından sınırlandırılmıştır. Bu sınırlandırma yaşı menopozdur.</p>
<p><strong>Menopozda azalan nedir?</strong></p>
<p>Menopozda esas problem, &#8216;östrojen eksikliği&#8217; değil &#8216;östrojen eksikliğinin neden olduğu belirtilerdir&#8217; dolayısıyla tedavi, eksikliğin neden olduğu belirtileri ortadan kaldırmaya yöneliktir.</p>
<p>İnsan vücudunda cinsiyet hormonları zamanla azalır ve zaten de azalmalıdır. Çünkü yaş ilerledikçe cinsiyet hormonuna olan ihtiyaç da azalır. Dolayısıyla dışarıdan bu doğal azalmaya karşı hormon takviyesi yapmak kişiye yarardan çok zarar getirebilmektedir.</p>
<p><strong>ABD menopozda hormon kullanımım kısıtladı</strong></p>
<p>FDA (ABD Gıda ve İlaç Dairesi) 2003 yılından itibaren menopozda kullanılan hormonların kutu üstlerine büyük ve okunaklı olacak şekilde uyarı notu konulmasını istemiştir. Bu notta; eskiden sanıldığının aksine, hormon kullanımının kalp damar hastalıklarından korumadığı ve üstüne üstlük kalp krizi, inme, meme kanseri, akut akciğer damar tıkanması ve derin ven tıkanması gibi ölümcül olabilen damarsal sorunlara yol açabileceğini, bu yüzden en düşük dozda ve en kısa süreli olacak şekilde kullanılması gerektiğinin yazılmasını zorunlu hale getirmiştir. FDA 2009 yılında da menopozda hormon kullanımının hafıza bozukluklarına ya da alzheimer hastalığına bir faydası olmadığını, cilt kırışıklıkları için ya da yaşlanma önleyici olarak kullanılamayacağına karar vermiştir. Hormon kullanan kadınların da her 3-6 ayda bir kullanımı devam ettirip ettirmemeyi doktorları ile birlikte gözden geçirmesini istemiştir. Tüm bu uyarılar hemen hemen tüm gelişmiş ülkelerde medya kanalları ile topluma duyurulmaktadır.</p>
<p><strong>Menopozdaki can sıkıcı durum; Sıcak basması</strong></p>
<p>Menopozda asıl şikayet nedeni olan sıcak basması olduğu için tıp ve eczacılık alanında çalışan bilim insanları, belirli bir yaştan sonra görülen bu can sıkıcı duruma karşı koyacak ve herhangi bir sağlık problemine yol açmayacak doğal maddelerin bulunup ilaçlastırılması işine soyunmuşlardır. 2002 yılında Dünya Sağlık Örgütü, yüzlerce yıldır Amerikan yerlileri tarafından kullanılan ve yaklaşık 30 yıldan bu yana Almanya&#8217;da bitkisel ilaç olarak eczanelerde bulunan Black Cohosh isimli bir bitkinin ekstresinin ilaçlaştırılmış formunu menopozda sıcak basmalarında hormon yerine kullanılabileceğini yayımlamıştır.</p>
<p>2003 yılında da Avrupa Topluluğu Bitkisel İlaç Değerlendirme Birliği, aynı amaçla Black Cohosh isimli bitkinin ilaç formunda hazırlanmış halinin kullanılabileceğini bildirmiştir. Ancak ilaçlaştırma metodunda ABD bazı kriterler belirlemiş ve her Black Cohosh tableti içinde 1 mg 26 deoksiaktein olması gerektiğini yayımlamıştır.</p>
<p>Bu niteliklere uygun ülkemizde eczanelerde Sağlık Bakanlığı&#8217;nca reçetesiz satılabilmesine izin verilmiş olan Remixin adında bir tablet bulunmaktadır. Dahası Remixin, dünyadaki ABD standartlarında üretilmiş ve patent hakkı alınmış (patent no: 2006/35637) tek preparattır.</p>
<p><strong>Türklerden bir buluş</strong></p>
<p>Black Cohosh ile ilgili tüm dünyada çok fazla sayıda araştırma yapılmış ve yapılmaya devam edilmektedir. Ülkemizde MikroGen ilaç tarafından geliştirilmiş olan Remixin Tablet ile İstanbul Tıp Fakültesi, Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalında, Prof. Dr. Bülent Ergun başkanlığında yapılan bir araştırmada, sıcak basmasını azaltmada menopozda kullanılan hormonlar kadar etkili olduğu saptanmıştır. Daha sonra Doç. Dr. Mesut Oktem tarafından normalde önerilen dozun yarısı ile yapılan, menopozda sıcak basmasını azaltmak için kullanılan antidepresanlar ile karşılaştırmalı bir araştırmada, sıcak basmasını geçirmede yarım dozda bile daha etkili olduğu görülmüş ve dünyanın önde gelen tıp yayınlarından Advences İn Therapy&#8217;de bu araştırmalar yayımlanmıştır.</p>
<p>2003 yılından beri ABD&#8217;de Illinois Üniverstesi Black Cohosh&#8217;un vücuttaki etkilerinin aydınlatılması için Dünya Sağlık Örgütü desteğinde ayrıntılı araştırmalara başlamıştır. </p>
<p>Bu araştırmalarda Black Cohosh tıbbi bitkisinin beyinde bazı antidepresanlara benzer şekilde etkiler oluşturduğu ve bu şekilde sıcak basmalarını geçirdiği sonucuna varilmıştır. Ayrıca üniversite 2008 yılında beyinde sıcak basmalarında rol oynayan ısı regülasyon merkezinde çok güçlü etkiler gösterdiği ve bu etkileri Black Cohosh ekstresi içinde yeni saptanan metilsterotonin maddesinden kaynaklandığını saptamışlardır.</p>
<p>Bu araştırma ABD Kimya derneğinin yayın organı olan Journal of Agricultural and Food Chemistry&#8217;de 2008 yılında yayınlanmıştır. Ancak Amerikalı araştırmacılar Black Cohosh&#8217;un peşini bırakmamışlar ve Prof. Dr. Nancy Reame başkanlığında, Columbia Üniversitesi ve Michigan Üniversitesinden pek çok bilim insanının birlikte yaptığı bir araştırma ile Black Cohosh içinde bulunan doğal bileşiklerin beyindeki etki ettiği bölgeleri, en ileri görüntüleme metotlarından biri olan pozitron emisyon tomografisi kullanarak göstermişlerdir. Tüm bu araştırmalarda Black Cohosh&#8217;un doğrudan beyinde vücut ısısını düzenleyen merkez olan termoregülasyon bölgelerine etki ederek menopozda sıcak basmasını geçirdiği anlaşılmıştır. Ancak araştırmacılar nasıl olup da antidepresanlar gibi yan etki göstermediğini anlamak için araştırmalarına devam etmektedirler.</p>
<p>Black Cohosh aynı zamanda kemik koruyucu, yani osteoporozdan koruyucu etkilere de sahiptir. Bunun yanı sıra meme dokusunda habis hücre oluşumunu engellemekte olduğu, bir çok araştırma sonucunda gösterilmiştir. Black Cohosh sadece sıcak basmalarını gidermekle kalmayıp, ağrılı adet ve adet öncesi gerginlik durumlarında da kadınların en önemli yardımcısıdır.</p>
<p><strong>Black Cohosh tabletlerine dikkat! Hepsi aynı değil</strong></p>
<p>Ancak burada önemle üzerinde durulması gereken bir diğer konu, içinde Black Cohosh olan her tabletin bu faydaları göstereceği beklenmemelidir. Özellikle Sağlık Bakanlığı onayı olmayan Black Cohosh tabletleri Avusturalya gibi bazı ülkelerde çok ciddi yan etkiler ortaya çıkarmıştır. Bu tür tabletler incelendiğinde, Black Cohosh&#8217;a ek olarak pek</p>
<p>çok bitki ekstresinin de tabletlerde bulunduğu ve bu kadar çok maddenin çok zararlı sonuçlara yol açabileceği bildirilmiştir. Pek çok batı ülkesinde olduğu gibi ülkemizde de kadınların çok büyük bir bölümü menopozda doktorların hormon reçete edeceğini düşünerek rutin doktor kontrolüne gitmemektedir. Ancak artık doktorların elinde hormon dışında, doğal ve etkili tedavi metotları da bulunmaktadır. Kadınlar bu sıcak basması dönemlerini doktorları ile birlikte doğal yöntemler kullanarak rahatlıkla geçirebilirler. Dahası, sağlıklı bir kadın, eczacısına danışarak da, içinde 1 mg 26 deoksiaktein içeren Black Cohosh tabletlerini de kullanabilir.</p>
<p>Özellikle 1990&#8242;lı yılların başında menopoz dönemi şikayetlerinin giderilmesi amacıyla önerilen hormon ilaçlarının meme kanseri riskini arttırdığı ve kalp damar sistemine koruyucu etkisi olmadığı birçok bilimsel yayınla kanıtlanmış olması nedeniyle günümüzde özellikle yurtdışında hormon ilaçlarının kullanımı belirgin bir şekilde azalmıştır.</p>
<p><strong>Hormon kullanımı azaldıkça meme kanseri azalıyor</strong></p>
<p>Amerikan Kanser Birliğinin yayın organı olan Jurnal of Oncology&#8217;öe 2006 yılında yayımlanan bir raporda, menopozda hormon kullanımının azalmasına bağlı meme kanseri görülme oranında azalma olduğu bildirilmiştir. Benzer olarak da 2009 yılında Avrupa Kanser dergisinde yayımlanan bir raporda benzer sonuçların olduğu gözlenmiştir. Bu rapor, İngiltere Kanser Araştırmaları istatistiki Bilgiler Servisinin sağladığı verilere göre özellikle 50-59 yaş grubunda 1999 yılından itibaren ve 60-64 yaş grubunda 2003 yılından itibaren menopozda hormon tedavisinin azalmasına bağlı olarak meme kanseri vakasında düşüş gözlenmiştir. Yine bu sebebe bağlı olarak 1999-2005 yılları arasında 50-59 yaş grubundaki risk oranı %14 azalma göstermiştir.</p>
<p>Sonuç olarak menopozun doğal bir olay olduğu unutulmamalıdır ve doğal bir olayın da günümüzde doğal bir tedavisi olduğunun bilinmesi önemlidir. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de hormon tedavilerinin olumsuz sonuçları nedeniyle bitkisel ilaçlara olan ilgi artmıştır.</p>
<p>Unutulmamalıdır ki, menopoz sağlığı önemlidir. Bu dönemde kilo almamaya gayret etmek, egzersiz yapmak, kalsiyum ve vitamin D kullanmak mutlak gereklidir. Tüm bu yazılan basit uygulamalara dikkat edildiği takdirde, menopoz dönemi kadınların gerçek ikinci baharları olacaktır. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanlardernegi.com/menopoz-bir-hastalik-degildir.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Rumeli Tatlıları</title>
		<link>http://www.bayanlardernegi.com/rumeli-tatlilari.html</link>
		<comments>http://www.bayanlardernegi.com/rumeli-tatlilari.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Feb 2010 01:39:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Yemek Tarifleri]]></category>

		<category><![CDATA[Tatlı Çeşitleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanlardernegi.com/?p=21</guid>
		<description><![CDATA[Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nun Gerileme Devri ile birlikte Ruslar, Balkanlar&#8217;ı ele geçirmek için Sırpları, Rumları, Ulahları ve Bulgarları Osmanlı&#8217;ya karşı kışkırtmış, bu durum 1814ten 1912&#8242;ye kadar Balkanlar&#8217;da Müslümanlara zor günler yaşatmış ve Balkanlar&#8217;ın &#8220;Yugoslavya-Makedonya&#8221; bölgesinden Anadolu&#8217;ya göçler başlamış. Tarih sayfalarında yerini alan bu terör sonu gelmez göçlere neden olmuştur. Rumeli, Osmanlı döneminde 15. Yüzyıldan itibaren Balkanların güneyine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nun Gerileme Devri ile birlikte Ruslar, Balkanlar&#8217;ı ele geçirmek için Sırpları, Rumları, Ulahları ve Bulgarları Osmanlı&#8217;ya karşı kışkırtmış, bu durum 1814ten 1912&#8242;ye kadar Balkanlar&#8217;da Müslümanlara zor günler yaşatmış ve Balkanlar&#8217;ın &#8220;Yugoslavya-Makedonya&#8221; bölgesinden Anadolu&#8217;ya göçler başlamış. Tarih sayfalarında yerini alan bu terör sonu gelmez göçlere neden olmuştur. Rumeli, Osmanlı döneminde 15. Yüzyıldan itibaren Balkanların güneyine verilen addır ve Balkan ülkelerinden gelen bu kişilere Rumeli göçmeni denir. Son 150 yıl içinde Rumeli&#8217;den gelen göçlerle taşınan kültür, Anadolu&#8217;nun yapısına parıltılı bir renk olarak katılmış bilhassa mübadele ile gelen göç dalgası, kültürel yapımıza derin bir iz bırakmayı başarmıştır. Folkloru, ağız özellikleri, gelenekleri, müziği ile sevdiğimiz bu kültürün en önemli unsurlarından birisi de sofra kültürüdür.</p>
<p>Biz de 3 kuşak önce, 93 Harbi olarak bilinen 1877-78 Balkan savaşında Osmanlı topraklarına göç edip Bursa bölgesine yerleşen ailelerdeniz ve bu yazımda sizlere bayram sofralarımızın vazgeçilmez yemeği paça böreği ve tatlısı kaymaçinanın tarifini vereceğim. Deneyin beğeneceksiniz.</p>
<p><strong>KAYMAÇİNA</strong></p>
<p><img src="http://img51.imageshack.us/img51/9400/p1017375orf1.jpg" alt="" /></p>
<p><strong>Malzemeler</strong></p>
<p>1 kg süt<br />
7 yumurta<br />
2 subardağı şeker</p>
<p><strong>Yapılışı:</strong></p>
<p>Yumurtaların hepsini bütün olarak şekerle çırpın, köpük haline gelince sütü ilave edip çırpmaya devam edin.daha sonra düz bir tepsiye 1,5 cm kalınlığında dökün pişirmek için orta hararetli fırına atın. 1 saat kadar pişirdikten sonra (kahverengi gözenekler oluşmalı) soğutup servis yapın..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanlardernegi.com/rumeli-tatlilari.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>
