
“Domuz gribinin çok sık konuşulduğu bu günlerde, kişilerin bağışıklık sistemini güçlendirecek ekinezya, vitamin C, çinko, propolis, nar suyu, yeşil çay, olabildiğince sık kullanılmalıdır.”
Gribal enfeksiyonlar kış döneminde çok sıklıkla karşılaşılan ve çalışan bireylerde ciddi iş gücü kaybına, çocuklarda ise okul devamsızlığına yol açan, kimi zaman çok ağır geçirilebilen, influenza virüs tiplerine bağlı gelişen solunum yolu hastalıklarıdır. Bugünlerde reyting rekorlar: kıran domuz gribi tartışmaları ve her gün televizyonlarda ya da gazetelerde çıkan domuz gribine bağlı hasta ve ölüm rakamları herkesi ciddi ölçüde tedirgin etmektedir.
Sağlık Bakanlığı herkese ellerini yıkamalarını salık vermektedir. Ancak el yıkamak virüsün solunum yoluyla insan vücuduna girmesini engellemez. El yıkamak bireysel temel hijyen koşuludur ve her zaman uygulanmalıdır. Ancak insanlara 1 metreden fazla yaklaşmayın demek, el sıkışmayın demek özellikle sosyal ve kalabalık ortamlarda çalışan ya da okuyan hem çocuklar hem de erişkinler için hiç de uygulanabilir metotlar değillerdir.
Öyleyse ne yapacağız?
Sıklıkla gripte antibiyotik kullanımı tartışma konusu olmaktadır. Grip bir virüse bağlı ortaya çıktığından (örneğin domuz gribi H1N1 İnfluenza virüsü, pandemik grip), antibiyotikler doğrudan virüse etki göstermezler. Ancak grip ilerlediğinde, solunum yolunu harap etmesi nedeniyle o bölgede bağışıklık direnci kaybolmakta ve üzerine çok kolaylıkla bakteriler yerleşerek çok ciddi zatürreye neden olabilmektedir.
Ancak hiç kimse doktor önerisi ve gözetimi olmadan antibiyotik kullanmamalıdır. Adı üstünde antibiyotik yani canlılığa ya da hayata karşı demektir ve çok ciddi yan etkilerinin ötesinde toplum sağlığını çok derinden etkileyen mikropların özellikle bakterilerin antibiyotiklere direnç kazanmasına yol açar.
Bu nedenle reçetesiz satılmaları yasaktır. Peki bir de antiviral ilaçlar var. Bunlar virüslerin çoğalmalarını engelleyerek virüslere bağlı hastalıklarla etkin bir şekilde savaşmaktadır. Burada mutlaka belirtilmelidir ki bu antiviral ilaçlar çok sınırlı sayıdadır ve bu ilaçlara virüsler direnç kazanırsa hayatımız kararabilir.
Ekinezya nasıl kullanılmalıdır?
Dünya Sağlık örgütü ya da Avrupa İlaç Birliği, Ekinezya kullanımını günlük 3 defa 300 mg olarak önermektedir. Küçük çocuklara bunun yarı dozu kullanılabileceği gibi ciddi hiçbir yan etkisinin olmaması nedeniyle erişkin dozu da büyük çocuklara verilebilir. Erişkinler ise en az günlük 900 mg Ekinezya standardize ekstresi almalıdırlar.
Ancak dünyanın en ünlü herbalistlerinden biri olan Kalifornia’dan Dr. Michael Tierra, Ekinezya’nın özellikle gribal enfeksiyonun ilk iki gününde daha yüksek ve sık dozlarda alınmasını, 3. günden sonra normal doza inilmesini önermekte ve Ekinezya’nın antibiyotikler kadar önemli olduğunu vurgulamaktadır.
Ekinezya şurupları kullanırken olabildiğince ağızda tutulmalı, mümkün ise birkaç dakika gargara yaptıktan sonra içilmelidir. Böylece ağız ve boğaz boşluğuyla temas süresi arttırılarak etkinliğin daha fazla ortaya çıkması sağlanabilir.
Ekinezya’nın 8 haftadan uzun, aralıksız kullanılmaması gerektiği bilinmektedir; ancak doktor kontrolünde ve gerekli olduğu durumlarda daha uzun süre de kullanılabilir. Allerjik astımı bulunan ve 1 yaşından küçük çocuklar sadece doktor kontrolünde ekinezya kullanabilirler.
Domuz gribinin çok sık konuşulduğu bugünlerde hijyen elbette ki çok önemlidir, ancak yetmez. Bu nedenle kişiler bağışıklık sistemini güçlendirecek ekinezya, vitamin C, çinko, propolis, nar suyu, yeşil çay olabildiğince sık kullanmalıdır.


